Kayıtlar

MAHŞERİN DÖRT ATLISI..

Resim
MAHŞERİN DÖRT ATLISI..

Kuran’ın bize tanıttığı dört kişi/kimlik vardır ki bunlar iç içe girmiş, birbirini destekleyen, biri diğerinden ayrılmayan, sistemi birlikte oluşturan dört tarihi şahsiyettir. Sistem bir piramit gibi düşünülürse Karun, Haman ve Bel’am üçlüsü piramidin yüzeylerini, Firavun ise tepe noktasını oluşturur. Sistemin birleşme noktasında bulunan Firavun, Tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak ana gücü/otoriteyi temsil eder. Diğer üçlünün varlık sebebi, velinimetleri olan Firavunu/tağutu ayakta tutmaktır. Firavun gücünü, meşruiyetini ve geleceğini bu üçlünün ürettikleri politikalar belirler. Bu Şeytan üçgeni ne kadar üretken olursa Firavun’un yeri ve işlevi o kadar muhkem olur. Kur’an, Hz. Musa kıssasının ana karakterlerinden olan Firavun’u tanıtırken bu üçlüyü de bize tanıtır. Bunlar Firavun sistemin sacayaklarıdır. Ekonomik gücü elinde bulunduran Karun, askeri ve bürokratik gücü temsil eden vezir, Haman ve yapılanları “takdis” ederek sisteme meşruiyet kazandıran, Belam…

BİR MÜLKİYET SORUNU OLARAK HZ.SALİH'İN DEVESİ...

Resim
  BİR MÜLKİYET SORUNU OLARAK        HZ. SALİH'İN DEVESİ... “Kur’an’ın dili evrenseldir” cümlesini çokça duymuşuz ve bir o kadar da kurmuşuzdur. El hak doğru bir cümledir. Ama bizi cümlenin doğruluğundan ziyade altının ne kadar doldurulduğu ilgilendiriyor. Zaten Kur’an’ın bizim kuracağımız “beylik cümlelere” ihtiyacı da yok. Öncelikler Kur’an’ın “evrensel” olması ne anlama gelir? Kur’an bizimle ilk günkü tazeliğiyle ilişki kurmaya devam eder. Fakat biz bu dili çözemediğimiz müddetçe onunla kurduğumuz ilişki bizi çağlar öncesine götürür ve insanlığa bir öğüt/uyarı olan kıssalar Mekkeli Müşriklerinde dediği gibi “geçmişlerin masallarına” dönüşür. Oysa bu dili çözen sahabeler anlatılan kıssaların içinde kendini, toplumunu ve yaşadığı şehri görebiliyorlardı. Kurdukları bu bağ onlara yanlışlarını düzeltme imkânı ve mücadele azmi veriyordu. Onlar sürekli tekrar eden hikâyeler olarak görmüyorlardı kıssaları. Çünkü her anlatılışta vurgulanan farklı mesajı fark ediyorlar, hikâye aynı olsa da …

HZ. MUSA’DAN HZ. PEYGAMBERE YAHUDİ VE MÜNAFIKLAR...

Resim
HZ. MUSA’DAN HZ. PEYGAMBERE YAHUDİ VE MÜNAFIKLAR...
            Yusuf’la başlamıştı İsrail oğullarının Mısır macerası. Kardeşlerinin Yusuf’a tuzağını bir rahmete çevirmiş Yusuf’a iktidar vermişti Rabbi. Sonra o tuzak, kıskanç kardeşlerin Kenan’daki kıtlıktan kurtuluş ümidi olmuştu. Yusuf, kardeşlerini kendine yakışan bir şeklide affetmiş, babaları ile birlikte onları Mısıra davet etmişti. Artık Mısır İsrailoğullarının yeni vatanı idi. Yusuf Mısır’ın sadece ekonomisine değil, inancına da yön vermiş onları şirk batağından kurtarmıştı. Ama zaman statik değildi, iniş ve çıkışlarla doluydu. İsrailoğullarının Mısırdaki konumu zamanla tersine dönmüş, artık Mısır’ın efendileri değil, sığıntısı olmuşlardı: “Hatırlayın ki sizi Firavun’un adamlarından kurtardık. Onlar size işkencenin en kötüsünü revâ görüyorlar, erkek çocuklarınızı boğazlıyor, kızlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bu size reva görülenlerde rabbinizden büyük bir imtihan vardı.”(Bakara:49)
             Hz. Musa böyle bir zaman diliminde a…

İKİ DÜNYA, İKİ İNSAN: HABİL VE KABİL…

Resim
İKİ DÜNYA, İKİ İNSAN: HABİL VE KABİL… 

              "Onlara ‘Rabbiniz ne indirdi?’ denildiği zaman, 'öncekilerin masalları' dediler.”(Nahl:24) Evet, ortada anlatılan bir hikaye hatta hikayeler vardı ama  bunlar "masal" değildi. Bu anlatılanların masal olması için insan geçmişle bağını koparması lazım. Bu mümkün mü? İnsanoğlunun bugünü ve yarını, dünden bağımsız olabilir mi? “Tarih tekerrürden ibarettir” demişler. Bir tekerrürden bahsediliyorsa, yaşananların ve yaşanacakların mutlaka geçmişle bir bağının olacağı muhakkaktır.  Kur’an kıssalarına, “geçmişin masalı” diyen bir anlayış, insanın geçmişle olan bağını koparan, “geçmiş geçmişte kalmıştır” diyen bir zihnin ürünüdür. İnsan geçmişten bağımsız olarak geleceği inşa edemez çünkü sürekli sıfıra dönmek zorunda kalır. Oysa tekemmül, geçmişin tecrübeleriyle geleceğe atılan adımlardır. Dolayısıyla "şu an" ve "gelecek", geçmişin üzerine kurulur. Dolayısıyla zaman, mekân ve kullanılan araçlar değiş…