Kayıtlar

DİN-SİYASET İLİŞKİSİNDE DİNİN ARAÇSALLAŞTIRILMASI

Resim
DİN-SİYASET İLİŞKİSİNDE DİNİN ARAÇSALLAŞTIRILMASI..  İnsan, toplumsal bir varlıktır. Ve biz bir toplumdan söz ediliyorsa, orada bir takım kuralların olması, bu kurallara uyulması ve toplumun bu konuda ikna edilmesi şarttır. Siyaset, tamda burada devreye girer. Kadim toplumlardan, modern zamanlara kadar siyaset bu işlevini yaparken bir “ikna enstrümanı” olarak en fazla dine ihtiyaç duyar. İşte tam da bu süreçte dinin toplum üzerindeki “yaptırım ve meşrulaştırım” gücü iktidarlar tarafından kullanılmaya başlar. Bu noktada hakla, halk arasındaki bir bağ olan din, iktidarın halkı kendine bağladığı “tanrısal bir bağa” dönüşür.
               Din siyaset ilişkisinin tarihi, insanlık tarihi kadar kadimdir. Din, doğası gereği toplumun bütün katmanlarında, toplumun oluşturduğu bütün kurumsal yapılarda kendini güçlü şekilde hissettirir. İktidarlar, sadece halkın koymuş oldukları siyasal ve toplumsal düzenlemelere, emirlere, yasaklara, kanunlara itaat etmelerini değil, kendilerine itaatin kutsal bi…

AHLAKIN ARAÇSALLAŞTIRILMASI

Resim
 AHLAKIN ARAÇSALLAŞTIRILMASI

        Ahlak, insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve varlıkla kuracağı ilişkinin temellerini oluşturan değerler sistemi olarak tarif edilmektedir. Ahlaki yargıların temelinde evrenselleşmiş birçok ilkenin olması ise onun bir sistem kurucu tarafından planlandığını, işlerin rastgele yürümediğini gösterir. Dolayısıyla, "ahlakın kaynağı, insanın yaratılıştan getirdiği fıtri duygulardır" dediğimizde yanlış birşey söylenmiş olmayız. Ahlak kelimesinin hulk/ “yaratılıştan / tabiat” kelimesinden türemiş olması da bunun bir göstergesidir.Bu durum, yaratılışa uygun olan, yaratıcının planına da uygundur anlamına gelir ki, bu bireyi de, bireyin ilişki kurduğu tüm varlığı da koruma şemsiyesinin altına alınması demektir. Böylece varlığın geleceği farkına bile varmadan yaratıcı tarafından korunma altına alınmış olur.Ahlaki davranışlar, bütün aksi öğreti ve yönelimlere rağmen fıtrattaki bu iyilik tohumları her an toprağı delip çıkmaya hazır tohumlar gibi müsait …

“TANRIYI KIYAMETE ZORLAMAK..”

Resim
“TANRIYI KIYAMETE ZORLAMAK..”
Kıyamet, ahiret, azap gibi kavramlara en çok vurgunun yapıldığı ayetlerin Mekke’de inmesinin hikmeti nedir? Bu durum dönemin hâkim din anlayışı olan Romalıların ve Yahudilerin gazap tarafı ile ön plana çıkmış, insana gazap etmekten, onlara acı çektirmekten zevk alan tanrısıyla İslam’ın rabb anlayışı arasında bir benzerlik olduğu anlamına gelebilir mi?
Bu sorulara net cevaplar verebilmek için o dönem Mekke’sinin sosyal, ekonomik ve ahlaki yapısına ve bunu destekleyen din anlayışlarına yakından bakılmak gerekir. Mekke döneminde kıyamete ve ahirete vurgu yapan, helak edilen kavimleri dile getiren ayetlerin iniş sebepleri, müşriklerin bundan ciddi anlamda rahatsız olmaları ve canhışar bir şekilde İslam’ın karşısına çıkmalarının sebebi iyi tahlil edilmeli. Aynı ayetlerin Mekke’nin diğer bir kısmına yansımasındaki zıtlıkta göz ardı edilmemeli. Çünkü birilerini bu kadar rahatsız eden ayetler birilerini de derinden etkileniyor, ona teslim oluyor, canını, malını or…

TEBLİĞ AHLAKI

Resim
TEBLİĞ AHLAKI
“Sizi başıboş bırakacağımızı mı sanıyorsun” der yüce yaratıcı. İnsana yaratıldıktan sonra başıboş bırakılmayacağı, kıyamete kadar “mühlet verilen”iblisin, “önüne, arkasına, sağına ve soluna kuracağı tuzakları” öğreten, varoluş gayesini hatırlatan bir vahiyle muhatap kılınacağı bildirilir. Sünnetullahı gereği bu vahyi elçileri aracılığı ile insanlara gönderir Yaratıcı. Bu yönüyle “elçi” denilince akla onların iki önemli yönü gündeme gelir. Tebliğ etme ve örnek olma. Bu iki husus peygamberliğin olmazsa olmazıdır. Peygamberlerde bulunan; sıdk, emanet, fetanet gibi şahsi duruşları tebliğ sürecinde ne kadar önemliyse, “mesajı nasıl ulaştıracağı” konusu da, süreci etkileyen önemli faktörlerden biridir.           Görevi Rabbin kelamını insanlara ulaştırmak olan Peygamberler bu ağır yükün altında kalmaması için tabiî ki yalnız bırakılmamış, vahyi nasıl sunulacağı konusu da dahil, sıkı bir terbiye sürecine tabi tutulmuşlardır. Çünkü sunulan şeyin kalitesi kadar sunucunun ve sunulma…

MÜRİDİN İRADESİ Mİ, İRADENİN MÜRİTLİĞİ Mİ?

Resim
MÜRİDİN İRADESİ Mİ,  İRADENİN MÜRİDLİĞİ Mİ? Sosyal bir varlık olan insan yaşadığı zaman ve mekânın çocuğudur. Vahiy bu anlamda insanın yaşadığı çağa ve ortama ilahi bir dokunuştur. Vahiy, yatağında akıp gitmekte olan nehrin yatağını değiştirmez, sadece süreç içinde nehre karışan pislikleri temizler, ıslah eder. Başka bir deyişle İslam, toptan reddetmez zararlı olan şeyleri kapının dışına bırakarak, insanlık adına yapılan yürüyüşü aksatan unsurları ayıklar ilahi rotadan/fıtrattan sapmaları önler. Ama insan sürekli kapı dışına bırakması gereken şeyleri içeri sokmaya çalışır. Çünkü onlarsız kendini eksik ve korumasız hisseder. 7 ve 8.yy dan itibaren Arabistan sınırlarını aşarak batıda İber yarımadasına, doğuda Hindistan’a kadar sınırlarını genişleten Müslümanlar, birçok din ve kültürle tanıştı. Bölge halkları Müslüman olurken tüm tarihsel ve kültürel birikimlerini doğal olarak yeni dine taşıdı. Böyle olması yadsınmadı bilakis, İslam medeniyeti bu kültür zenginliğinde inşa oldu. Antik Yuna…

HALI ALTINA SÜPÜRMEK PROBLEM ÇÖZER Mİ…..?

Resim
HALI ALTINA SÜPÜRMEK PROBLEM ÇÖZER Mİ…..?
“Şüyu-u vuku-undan beter” deyimi, içinde bir değeri ve hassasiyeti barındırırken,“reklamın iyisi kötüsü olmaz”duruşu; oportünist bir anlayışı temsil eder. Birde, “yukarı tükürsen bıyık aşağıya tükürsen sakal” diye tanımlanan kontrpiye durumu vardır. Her üç durumda da istenmeyen bir hal ve buna karşı takınılacak tavrın tedirginliği ve belirsizliği vardır. Birinci durum genelde “halının altına süpürme” çözümlemesini gündeme getirir. Bu kestirme yol, çözümden çok, “bekle, gör” kolaycılığının ürünüdür. “Reklamını yapmadan” ama “halı altına da süpürmeden” yapılacak her gayret kıymete değerdir. Gündeme düşen/düşürülen deizm tartışmasında da durum böyledir. Konunun dile getirilmesi, tehlikenin görünür kılınması, birilerinin reklamını yapmak gibi algılansa da bunu dile getirmek, çözüm yolları aramak belki de bizi “yağmurdan sonra şemsiye açma” durumundan kurtaracaktır. “Birileri bundan menfaat devşirir, gençler arasında yeni bir trent oluşur” duyarlılı…