Kayıtlar

MÜRİDİN İRADESİ Mİ, İRADENİN MÜRİTLİĞİ Mİ?

Resim
      MÜRİDİN  İRADESİ Mİ,   İRADENİN MÜRİDLİĞİ Mİ?                                           Sosyal bir varlık olan insan yaşadığı zaman ve mekânın çocuğudur. Vahiy bu anlamda insanın yaşadığı çağa ve ortama ilahi bir dokunuştur. Vahiy, yatağında akıp gitmekte olan nehrin yatağını değiştirmez, sadece süreç içinde nehre karışan pislikleri temizler, ıslah eder. Başka bir deyişle İslam, toptan reddetmez zararlı olan şeyleri kapının dışına bırakarak, insanlık adına yapılan yürüyüşü aksatan unsurları ayıklar ilahi rotadan/fıtrattan sapmaları önler. Ama insan sürekli kapı dışına bırakması gereken şeyleri içeri sokmaya çalışır. Çünkü onlarsız kendini eksik ve korumasız hisseder.        7 ve 8.yy dan itibaren Arabistan sınırlarını aşarak batıda İber yarımadasına, doğuda Hindistan’a kadar sınırlarını genişleten ...

HALI ALTINA SÜPÜRMEK PROBLEM ÇÖZER Mİ…..?

Resim
                                                                                       HALI ALTINA SÜPÜRMEK PROBLEM ÇÖZER Mİ…..?             “Şüyu-u vuku-undan beter” deyimi, içinde bir değeri ve hassasiyeti barındırırken,“reklamın iyisi kötüsü olmaz”   duruşu; oportünist bir anlayışı temsil eder. Birde, “yukarı tükürsen bıyık aşağıya tükürsen sakal” diye tanımlanan kontrpiye durumu vardır. Her üç durumda da istenmeyen bir hal ve buna karşı takınılacak tavrın tedirginliği ve belirsizliği vardır. Birinci durum genelde “halının altına süpürme” çözümlemesini gündeme get...

“İBADET”…AMA NİÇİN?

                                                                                             “İBADET”…AMA NİÇİN?            İman; hayata anlam ve derinlik kazandırma, iman ettiği pencereden dünyaya bakabilmenin ön kabulüdür. Bu imanın konusu İslam olduğu iddia ediliyorsa, bu iddianın soyuttan somuta(eyleme) dönüşerek her şeyi kuşatan bir teslimiyet içermesi gerekir. İslam; sadece bir ad değil, bir kimsenin kişisel ve davranışsal özelliklerini, toplumsal ya da hukuksal yerini, ahlaki duruşunu, değer yargılarını belirleyen sıfattır. Bu sıfat miras ya da zoraki değil, bilerek, isteyerek karar verilen bir tercih olduğunda anlamlıdır. İnsan bu tercihiyle kimlik ve kişilik kazanır. Dolayısıyla...

“Amentü”… Ama neye?..

Resim
                                                                                                              “Amentü”… Ama neye?..       “Amentü” diye bilinen dua formu, her Müslümana din adına öğretilen, ezberletilen ilk şeylerden biridir. “İnandım” diye başlanır ama “ gerçekten mi” diye hiç sorulmaz. İnanmak nedir, bir bedel ve karşılık gerektirir mi, günlük hayatta neye karşılık gelir bunun vicdani ve ahlaki muhasebesi hiç yapılmaz. Bilgi ne zaman “imana”  dönüşür?  Amentü” diyerek altına imza atılan esaslar, Hakk’al yakin bir iman düzeyine erişmedikçe  “hal”e dönüş...

TEVHİD SURESİ

Resim
                                                   "Tevhid"             Tevhid, varlık âlemindeki her şeyi yaratıcı ile ilişkilendirip, irtibatını kurarak hayatı bu iradeye teslim etmektir . İnsanlığın iyi ve kötü algısındaki ortak vicdan, yaratılıştaki mükemmeliyeti göstermesinin yanında, bir irade tarafından tasarlandığını da ortaya koyar. İlk insandan itibaren, güç ve kudret sahibi bir yaratıcı inancının hep olagelmesi bunun sonucudur. İnsanın, bu yüce yaratıcı ile direkt ilişki yerine, ihdas ettiği tanrılar aracılığıyla ilişki kurması ise onun en büyük handikabı olmuştur. Tevhitle ilgili bu problemi, yaratıcı olarak Allah’ın varlığıyla ile ilgili olmaktan daha çok, Tanrının yarattıkları üzerindeki etki ve yetkisiyle ilgilidir. Dolayısıyla problemi yaratıcı olan tanrıya iman ya da inkâr da değil, tanrının yarattığı va...

Özgürleştiren kulluk…

Resim
                                                          Özgürleştiren kulluk…                                 “Sırat-ı mustagim” duasına cevaptı kitab-ı mubin. Nas’la öğretiliyordu şerrin adresi, korunmanın yolları. Rabbin terbiyesiyle korunacak ve arınacaktı yeryüzünün halifesi, emanetin sahibi insan. Yeryüzünün istikrarı da, ifsadı da ona verilmişti çünkü. Verilen bu yetki ve sorumluluk, güç sarhoşu yapsa da çoğu zaman, bu sorumluluk yükseltecekti “eşrefi mahlûkata”. Hükmetmekle hükmedilmek arasındaki ince çizgiyi kaybedişiyle düşerdi isyan ve tuğyanın batağına. Oysa adresi kaybedeni bekleyen tehlikeydi, esfelesafilin/ büyük düşüş. Kontrolü kaybetmeye görsün insan. İşte o zaman; sefilleşir, yeryüzünün ve mahlûkatın geleceğini dizginlenemeyen hırsıyla a...